Çıtırt, çıt, tıss … Parlama, parlak, sönük … ocaktaki ateş ışık ve ısı sağlıyor. İkisinin de yaşlı adama bir etkisi varmış gibi durmuyor. Yaslanan bedeni alevlere dik dik bakıyor ve derin karanlık gözlerinden alevler geri yansıyor. Çivit mavisi cübbesinden ateşışığı yansıyor ve aynı zamanda emiliyor ve alevler söndükçe altın lifler parıldıyor. Sakalı ve saçı uzun ve kar beyazı; ateş ışığında neredeyse bir yarı-tanrıymış gibi ruhani duruyor. Yanında ise uzun sivri şapkası ki cübbesi ile aynı renkte ve altın lifleriyle parıldıyor. Yüzü yaşıyla kırışmış, ancak yine de genç duruyor; kişiliğinden irfan ve zeka fışkırıyor. Bu tüm Tamriel’de tüm sihir kullanıcılarının kahramanı ve danışmanı olarak bilinen Alim. Düşünceleri uzaklaşıyor, ve hatırlıyor …
Gyron Vardengroet, Aymuhafızı köyünde fakir ve mütevazı bir Breton ailesine doğmuştu. Frieda ve Horstle Vardengroet’un tek çocukları Tamriel’in aylarının nadir bir tutulmasında dünyaya gelmişti. Kısa bir zaman içerisinde belli olmuştu ki çocuk sihir sanatlarında sıradışı bir yeteneğe sahipti. Daha bir yaşında iken ailenin köpeğini havada uçururken görülmüştü. Çoğu Breton’un sihir konusunda bir yeteneği vardır, ancak Gyron büyürken yaşıtlarına göre çok daha büyük bir yetenek göstermiştir. Köy büyücüsü genç Gyron’un ilgisini çekmiş ve onu kanatlarının altına almıştır. Genç büyücüsünün yaramazlıklara eğilimlerine rağmen, yaşlı Büyücü Grungdingler onu sevmişti ve yetenekleri boyutunda ona sihirleri sanatları öğretmek için sıkı çalışmıştı.
En sonunda gün gelmişti ki Grundingler, Gyron’a daha fazla öğretemiyordu. Genç büyüsü ustasını geçmişti, ve o da çırak büyücüsünün hayat, ölüm ve ölümsüzlük konusundaki sorularından bir nebze tedirgin olmuştu. Grundingler yanına Gyron’u çağırmıştı ve ona Morkledder adına yazılan bir mektup teslim etmişti, Shornhelm’de bulunan Büyücüler Loncası’nın Lonca Üstadı. Genç büyüsü anne babasına kısmetini anlattı, az biraz eşyasını topladı, ve Shornhelm’e doğru yola çıktı. Kurallian Dağları’nın eteklerinde aylarca yolculuk ettikten sonra, Gyron Shornhelm Şehir-Devleti’nin kapılarına gelmişti High Rock’ın dağlı arazisinin tepelerinde bulunan.
Sessiz bir Breton köyünde bir hayattan sonra, Shornhelm Gyron için bir mucizeydi. Şehrin bir başından diğer başına kadar keşfetmişti, ve en sonunda Büyücüler Loncası’nı bulmuştu. Morkledder’e Grungdingler’in mektubunu verdikten sonra, Gyron sıcakça karşılandı. Morkledder, Gyron’a açıkladı ki daha ileri bir eğitim verilmeye başlanmadan önce sınava tabi olması gerekiyordu. Bir gece dinlenme ve meditasyondan sonra, Gyron Büyücüler Loncası’nın ana salonuna götürüldü ki her türden büyü kullanıcıları ile doluydu. Çok sessizdi. Genç büyücü, bu Şehir-Devleti’ndeki büyücülerin liderleri olan Üçler Konseyi’ne yaklaşırken yüreği ağzına gelmiş gibi hissediyordu. Morkledder kalktı ve Gyron’a bir büyücü olarak değerini göstermesi için onun gireceği çeşitli sınavları açıkladı. Sonra da genç adam döndü ve birçok büyücünün gözü üzerindeyken Konsey Odası’nı terk etti, ardından kendisi için belirlenmiş çeşitli görevleri tamamlamaya gitti.
Birkaç sene sonra Shornhelm’e döndüğünde, Gyron Büyücüler Loncası’na kabul edilmişti ve Morkledder ile karşılaştığı Konsey Odası’na götürülmüştü. Kadim büyücü seyahat defterini, topladığı eserleri, ve özellikle Gyron tarafından ona gösterilen büyü kitabını inceledi. Yaşlı büyücünün suratında bir şaşkınlık ifadesi yayıldı; sınav süresince Gyron’un başardıklarını başaran başka kimse olmamıştı. Morkledder sonrasında Lonca’yı topladı ve Gyron’u tam bir Büyücü olarak sundu.
Gyron birkaç sene daha Morkledder ile kaldı ve sıkıca çalıştı. Sınavdan birkaç sene sonra özel bir seansta, Morkledder Gyron’a belirtti ki Shornhelm’deki Lonca ona daha fazla bir şey öğretemezdi ve Summerset Adası’ndaki Kristal Kule’de daha ileri eğitim almalıydı.
Bir kez daha eşyalarını topladıktan sonra, Gyron tekrar uzun bir yolculuğa çıktı. Birçok macera yaşadığı, bir çok başka büyücüyle tanıştığı ve onlarla beraber tecrübeleri ve bilgilerini paylaştığı Hammerfell eyaletini geçtikten birkaç sene sonra Kristal Kule’ye vardı. Bir çok hikaye duymuştu diğer elementlerle birleşince ölülere can veren, hala yaşayanların yaşamını uzatan, ve doğru kombinasyonda kullanıcıya ölümsüzlük veren muhteşem bitkileri duymuştu. Gyron her zaman ondan daha az tecrübeli büyücüleri yol göstermeyi ve tavsiye vermeyi sevmişti. Yardımcı olmayı çok seviyordu. Bir çok dost edinmişti ve bu mucizevi sihir kullanıcısı hakkında tüm diyarda hikayeler yayılmaya başlamıştı.
Kristal Kule’ye girdiğinde, dikkatini çekmeye çalışan birkaç büyücü tarafından karşılandı. Şanı ondan önce gidiyordu. Ancak çivit mavisi cüppesi altınla işlenmiş, yüksek sivri uçlu bir şapka giyen ve Gyron’un şimdiye kadar gördüğü en güzel işlemeli asayı kullanan çok etkileyici birisi gelince tüm kalabalık sustu ve dağıldı. Büyücülerin Konseyi’nin İhtiyar’ı, Esthlainder, genç büyücüye yakından baktı, başını salladı ve kuleye geri dönüp yürüdü. Gecikmeden, Gyron onu takip etti. Ardından gerçekleşen görüşme genç büyücüyü şaşkına çevirdi.
Esthlainder ona açıkladı ki, Gyron’un gelişi uzun senelerdir öngörülüyordu, ve bekleniyordu. Büyücülere Tanrılar tarafından söylenmişti ki onlardan biri yol göstermek, bilgi vermek ve yardım sağlamak için onlara gelecekti. Gyron öngörülen kahraman ve liderdi. Gyron şaşırmıştı ve emin değildi. Nasıl bu kadar sıradışı birisi olabilirdi ki? Kaderini yerine getirmek için ne yapmalıydı? Ondan bir çok soru aktı ki Esthlainder cevaplarını sağlayamadı. İhtiyar, Gyron’a onlarla beraber bir süre Kristal Kule’de kalmasını ve eğitim almasını önerdi. Bunu kabul etti.
İhtiyar’ın Gyron’a kabul ettiği gün geldi ki Kristal Kule ona yeni bir şey katamazdı ve artık Tamriel’in diyarlarını irfan ve bilgi için seyahat etmesinin vakti gelmişti. İhtiyar iç çekti ve Kristal Kule’nin onu kaybettiği için ne kadar üzgün olduğunu anlattı, ancak kaderini yerine getirmesi gerekiyordu. Bununla beraber, İhtiyar, Gyron’a kendi giydiği gibi çivit mavisi bir örtüyle sarılı bir paket teslim etti. Gyron’a bu paketi yanında almasını ama sadece Kristal Kule’den bir günlük öteye seyahat ettiğinde açması söylendi.
Uzun bir günün ardından, Gyron tertemiz suyun aktığı bir ağaçlıkta kamp kurdu. En sonunda, diye düşündü, İhtiyar’ın paketini açabilirim. Paketi saran altın bağı çözdüğünde, fark etti ki paketi saran kumaş örtü değildi ancak İhtiyar’ın giydiğinin aynısı olacak şekilde dikilmiş bir cüppeydi. Cübbeyi açınca, paketin içinden yüksek sivri bir şapka çıktı, ve “vuşş” ve “pat” ile, İhtiyar’ın taşıdığı özenle işlenmiş asa çıkıverdi. İhtiyar tarafından yazılan mektupta giysilerin yok edilemez olduğunu ve asanın Gyron’ın keşfetmesi gereken bir çok sihirli özelliğini olduğu yazıyordu. Ayrıca belirti ki bugünden sonra Gyron, Alim olarak bilinecekti.
Yürümekten yorulmuş ve başarısıyla içi gururlu bir şekilde, Alim tüm diyarda yolculuğunun ilk gününde dinlendi.
Yaptığı bir çok seyahat ve macera dolu aylardan sonra, Alim Aymuhafız’a döndü ve köylüler tarafından ve özellikle de anne babası, Frieda ve Horstle tarafından sıcacık karşılandı. Gelmesinin haberi ondan önce varmıştı ve tüm köy kasabanın tam dışındaki güzel ormanda büyücüye uygun olacak bir kulübe inşa etmek için sımsıkı çalışmıştı. O akşam neşeli bir şölenin ardından, Gyron yeni evine çekildi.
Alim, Aymuhafız’ı dışındaki yaşamına alışmıştı. Onun yol göstermesini, yardımını ve eğitimini arayan yakından ve uzaktan gelen bir çok ziyaretçiyi karşılamıştı. Seneler geçmişti. İlk Horstle’ın ve sonra da Frieda’nın ölmesi çok sürmemişti. Alim bu kayıplarından dolayı mahvolmuştu. Keder içinde hayatının geri kalanını ölümü yenmeyi ve böylece başkalarının bu acıyı çekmelerini engellemeye yemin etti.
Kristal Kule’deki Büyük Kütüphane’ye döndü ve yolculuğu sırasında duyduğu ve gördüğü birçok çiçeği, bitkiyi ve kökleri araştırdı. Kulübesinde, büyü kitapları, iksirler ve tüm diyarlardan gelen bitkiler üzerinde yorulmadan çalıştı. Yaptığı iksirleri kendi üzerinde denedi. Seneler akıp gitti, ama Alim daha yaşlanmıyor gibi gözüküyordu. Belli bir yerde deneylerinde doğru kombinasyonu bulmuştu, ama değişim fark edilmez olduğundan hangi kombinasyon doğru ayırt edemiyordu. Sonu olmayan bir hayatı güvence altına almıştı. Ve seneler geçip gidiyor gibi görünüyordu.
Büyücüler bedava verdiği yardımı için ona geliyorlardı. Alim, hayatını nasihat vermeye ve yol göstermeye adamıştı ve seneler geçip gidiyordu. Maalesef ki, şanı öyle artmıştı ki onun yardımı için olan çağrılar başa çıkılamaz hale gelmişti. Son kez istemeyerek eşyalarını topladı, ve Kurallian Dağları’nın derinliklerine taşındı ve sihirli bir kale inşa etti. Sadece en layık olanlar Alim’e erişim sağlayabilirdi ve yardım alabilirdi.
Ancak, kalbini takip ederek, bugün bile Alim sık sık dağdaki evini terk eder ve diyarda seyahat ederek genç büyücülerin tecrübe kazanmalarına ve büyümelerine yardımcı olur.
Pat, çıtırt … Ateşışığı titriyor … Yaşlı büyücü anıları sönerken ve ateşışığı gibi titrerken karıştırıyor. Bam, bam, bam … kalesinin büyük meşeden kapıdıları kapı tokmağının vuruşuyla yankı yapıyor … Alim kalkıyor ve kapıya ilerliyor biliyor ki tekrardan başka bir büyücü onu buldu ve yardıma layık.