Kütüphane

Dikili Taşlar

Kaçıklar Adası'na dağılmış kristal dikilitaşların kökeni ve duyulan fısıltıları üzerine teoriler.


Kaçıklar Adası’na ayak basmış her ziyaretçi kısa sürede kendilerini suçlayan bir parmak gibi gözüken, korkunç şekilli yüksek bir kristal şeklindeki taşa rast gelecekler. Dikilitaş olarak da bilinen bu taşlardan, ne kadar fazla denerseniz deneyin, Kaçıklar Adası’nı gezerken rastlamaktan kaçınamazsınız.

Bu taşların kökeni ve gayeleri hakkında birçok teori bulunmaktadır. (Gaye mi? Bir taşın gayesi olabilir mi? Duygusal bir varlıktan mı yoksa cansız bir nesneden mi bahsediyoruz? Sizi dinliyor – izliyor – size fısıldıyor mu?). Bazıların onları yalnızca enteresan jeolojik oluşumlar olduğunu iddia ediyor. Ama öyle değil. Hem de hiç. Bu taşlar ne yontulabiliyor, ne kırılabiliyor ne de alazlanabiliyorlar. İnanın bana, denedim, onlardan bir zarar gelmez. (Gerçi vurulan darbeleri yine de hissediyorlar. Bir süreliğine kızgın gibiydiler. Onlara ezgiler söyledim ve bu yaptığım onları yatıştırmışa benziyordu. Ancak nedeninin söyleyemem.) Ve sizde benim gibi birini deşip kazmayı denediyseniz, ebediyen kendilerini aşağı doğru batırdıklarını bilirsiniz. (Aylar boyunca elimden kazmayı düşürmedim. Ne kadar derine inmiş olursam olayım, yine de yeryüzünün altındaki o gizli karanlıkta parlıyorlardı. Bu derinlerde gömülü olanlar dahi, sırlar biliyorlar.)

Bu taşları anlamaya çalışırken aylar harcadım. (Onlardan kaçınmak işe yaramıyor. Dediğim gibi, her yerdeler. O yüzden ne olduklarını anlamayı denedim. Uğultular nedir? Fısıltılar ne anlama geliyor?) Onlar hakkında her şeyi bildiğimi söyleyemem, ama bayağı bir şey öğrendim. Bazılarını sizinle paylaşabilirim. (Ancak ne istediklerini bilmiyorum.. henüz bilmiyorum. Belki de ne istediklerini bilseydim, bu kadar korkmuş olmazdım. Bana sırlar fısıldıyorlar, ama bu sırları söylemeyeceğime dair yemin ettim. Oldukça fazla sır biliyorlar. Her zaman izliyorlar. Asla uyumuyorlar. Ayın karanlığının vurduğu gece vakti bile.)

Yaşlı olduklarını biliyorum. Hatta dünyadan bile yaşlı olabilirler. Medeniyetlerin yükselişlerini ve yıkılışlarını görmüşler. Ve bizden nefret ediyorlar. Efendilerinin dönmesini bekliyorlar. (Bana efendilerinin kim olduğu ya da ne zaman döneceğini söylemeyecekler. Eğer benden bu kadar çok nefret ediyorlarsa, neden sırlarını söylüyorlar? Benim sırlarımı çoktan bildikleri için mi yoksa?)

İnanmaya bilirsiniz. Çoğu kişi inanmaz, ama o çoğu bu taşları anlamaya çalışırken geçirdiğim zamanı harcamıyor. Gizli fısıldaşmalarını ve lisanlarını öğrenmek için günler harcadım. (Onlarda konuşuyorlar. Genelde birbirleriyle konuşuyorlar. Ama artık benimle konuşuyorlar.) İlk başlarda sadece bir uğultuydu, taşa doğru eğilip dikkatle dinlerseniz duyabileceğiniz bir uğultuydu. Saatlerce, günlerce eğilip durabilirsin, ama onları duyacaksınız. Ve dikili taşların sesini bir kez duyduğunuzda, asla susturamayacaksınız.