Pek az insan Dokuz İlah Şövalyesini hatırlar ama kendi zamanlarında, Krallık da hatta Cyrodiil’in her tarafında ünlülerdi.Septim İmparatorluğunun ilk zamanlarında, maceraları imparatorluğun topraklarında konuşulurdu. Fakat sahip oldukları şöhret, birçok şey ile beraber, Kızıl Elmas Savaşı ile tükendiler ve bugün bile manastır’larının nerede olduğu sadece tarihin sayfalarında yazıyor.
Şövalyelere Sör Amiel Lannus tarafından 3. Çağ 111’de kuruldu, Ada Savaşından kahramanca dönüşü akabinde, büyük bir önemle Şövalyenin Emanetlerini korumaya başlamasıyla, Pelinal Whitestrake’in silahları ve zırhı binlerce yıldır kayıp. 3.Çağı’n ilk yüzyıl’ını şekillendiren iyimser düşünce ve hırs sahibi olmanın karakteristik özelliklerine sahip bir şekilde ortaya çıkmışlardır. Tamril’e ilk defa yüzyıllar sonra barış içinde tek bir toprak parçası gibi olmuştu. Hiçbir şey bundan önemli değildi.
Şövalyeler, Sör Amiel’in öncülüğünde, ilk çağ’dan beri nerede olduğu bilinmeyen Şövalye’nin Zırhını korumak için Elynglenn Ejderi ne karşı aldığı zafer ile şöhretleri duyuldu. Hemen ardından, zamanın en iyi şövalyeleri tarikata katılabilmek için sıraya girdiler ve Şövalyelerin manastırları Cyrodiil’in batısında iyiliği ve yüceliği çeken bir mıknatısa dönüştü. Şövalyeler, imparatorluğun gurur kaynağı oldu. Berich Vlindrel hizip’e katıldığında, Colovia ailesinin soylularından birinin evladı idi, şu açıkca ortada ki Dokuzun İlah Şovalyeleri, İmparatorluğun en prestijli tarikatı haline geldi. Nispeten yakın hedefi ile Şövalyeler üç parçadan fazla emanete el koydu ve şanları her seferinde bir üst seviyeye yükseldi. Kimse er ya da geç sekiz emanetin tümünü kurtaramayacaklarından ve görevlerini başarıyla yerine getiremeyeceklerinden şüphe etmedi.
Üzücüdür ki, Şövalyelerin erken verdikleri söz, 3. Çağ 121’de İmparatorluğu parçalara ayıran Kızıl Elmas savaşının yıkımından kurtulamadı. İlk başlarda, Sör Amiel şövalyelerini savaşın dışında tutmayı başarmıştı. Fakat Şövalyelerin başarıları bu durumu baltaladı, çoğu şövalye kanlı sivil savaş zamanında İmparatorluğun her birini farklı bir köşeye koyduğu önemli ailelerden geliyordu… Görünüşe bakılırsa Sör Berich, İmparator Cephorus’un yanında savaşa katılmak için tarikattan ayrılan ilk kişi, Şövalyenin zırhını onunla beraner savaş meydanında taşıdı. Bunun ardından birçok şövalye tarikattan ayrıldı, bazıları savaşa katıldı.
Tarikat şaşalı başlangıcının ardından, yüz kızartıcı şekilde son bulmuştur. İmparator Cephorus’un 3. Çağ 127 de ki zaferi ile Berich Vlindrel kazanan tarafın önemli öncülerinde olmuştur. Göründüğü üzere resmiyetin biraz daha dışında Sör Amriel’in tüm çabalarına rağmen, tarikat sivil savaşın yakıcılığından kesinlikle kurtulamamıştır ve İmparatorluğun 3. Çağ 131’de çıkarttığı kararname ile Dokuz İlah Şövalyeleri resmi olarak son bulmuştur,.
Ne oldu da muhtelif emanetler Dokuz İlah Şövalyesi tarafından kurtarıldı? Kılıç ve zırhı Sör Berich ile beraber gitti, onları nereye koyduğunu ise bir bilinmezlik. Eldiven’in en iyi kopyası ise, Sör Casimir’in 3. Çağ 139 ‘da bir dilenciyi utanç verici bir şekilde öldürmesinin ardından arkasında bırakmasıyla, Chorrol’da Stendaar şapelinin zeminin süslemekte. Zırhın Göğüs bölümünün nerede olduğu ise tam bir gizem, 3. Çağ 150’de Şövalyelerin Manastırından geçen bir gezgin’in gözlemine göre hala orada yalnız yaşayan Sir Amiel’ın nihai kaderi ile beraber tarihteki yerini almıştır. Ve artık Dokuz İlah Şövalyeleri tarihin tozlu sayfalarından birinde sıkışıp kalmıştır.