Şehirli orman elfleri, İmparatorluk ticaretiyle gelen içkileri ve lüks eşyalarıyla memnunken, ormanın derinliklerindeki izole kabileler daha vahşi bir yaşama sahiptir. Vadiorman’ın dev ağaçları altında savaş asla durmaz. Kabileler Khajiitlere ciddi bir şekilde saldırmadıklarında, komşu kabilelere eğlence niyetine saldırırlar.
Uygar halkların aksine, Bosmer kabileleri amaçlı ve anlamlı bir niyetle savaşmazlar. Görünüşe göre toprak, kaynak ve sınır savunması gibi kavramlar için savaşmak onların lügatinde yoktur. Vadiorman’a zarar verenleri kovmak için akınlar düzenleseler de kabile adına fetih yapmakla ilgilenmezler. Bunun yerine Orman Elfleri sırasıyla ganimet, övünme ve can sıkıntısı yüzünden yağma yaparlar. Kabile akıncıları tipik olarak orman mamutlarını ve yıldırım böceklerini kaçırır. Diğerleri de sahiplerine fidye karşılığı geri verilebilecek eşyaları ya da kişileri çalarlar.
Bu tuhaf ve düzensiz savaş biçimi ölüm pahasına yapılmaz. Bazen ölümler de gerçekleşir tabi, ama bunlar kaza sonucu olur ve pişmanlık duyulur. Pek çok baskın herhangi bir çatışma olmadan sonuçlanır. Başka bir kabilenin yerleşkesine gizlice girip fark edilmeden fidye için bir eşya çalmak, becerinin zirvesi olarak kabul edilir. Eşya ne kadar büyükse, prestiji de o kadar büyük olur. Asırlardır süren bu gelenek sayesinde Bosmer kabileleri gizlilikleriyle efsaneleşmiştir. En ünlü şiirleri olan Meh Ayleidion’un anlamı da zaten “Saklanmanın Bin Faydası”dır.
Bir baskında ölüm meydana geldiğinde, Et Kanunu denen ilkel bir hüküm uygulanır ve katil kişi, ölen düşmanın cesedini üç günü geçmeden tamamen yemek zorundadır. Bu gelenek artık sadece en ücra ve vahşi kabilelerce uygulanmaktadır. Katilin aile üyeleri ona yeme konusunda yardımcı da olabilir.
Matem Savaşı geleneği ise şehirler hariç neredeyse her yerde hala daha uygulanmaktadır. Bir kabile üyesi öldürüldüğünde, onun yerini alması için esir ele geçirme baskını yapılır. Kabile, komşu kabilenin bir üyesini kaçırır. Eğer ölen kişi makam sahibi veya prestijli bir kişiyse bir yerine birden fazla kişi de kaçırılabilir.
Sözde değerliliklerini sınamak için bir süre fiziksel işkence gören kaçırılan esir, kutlamayla kabileye kabul edilir. Korkunç işkenceden sevgi dolu kucaklamaya dönüşen bu ani değişim, kendisine işkence edenlere boyun eğen Bosmer’ın zihnini allak bullak eder. Yine geleneksel olarak ölen kabile üyesinin makamı, eşyaları ve ailesi esir kişiye verilir. Ama bu son uygulamaya artık nadiren riayet ediliyor.