Sotha Sil ve Tırtıllar
Küçük Sotha Sil, bir gün yumurta madenlerinde oynarken, derin kuyulardan birinde bir sürü tırtıl görmüş. Bunun üzerine onları taşlamaya başlamış, tırtıllar hoplayıp etrafa saçıldıkça kıkırdıyormuş. Taa ki tırtıllardan biri acı içinde feryat edene kadar. “Lütfen, lütfen, acı bize, küçük çocuk, sana zevk gibi gelen bize acı ve ölüm getiriyor.”
Ve böylece Sotha Sil bir kimsenin boş eğlencesinin bir başkasına işkence olabileceğini anlamış.
Efendi Vivec ve Didişen Yaratıklar
Bir şalk ve bir kaguti, bir vadide ileri geri kasılıyor, birbirlerinin görünüşleriyle dalga geçiyorlarmış. “Dünyadaki en çirkin yaratık sensin,” demiş şalk kaguti’ye. “Hayır, asıl SEN dünyadaki en çirkin yaratıksın,” demiş kaguti şalka. Her biri kendisini en yakışıklı, karşısındakini en çirkin olarak görüyormuş.
Bunun üzerine Efendi Vivec tartışmayı çözmek için şansını denemeye karar vermiş. “Hayır, İKİNİZ birden yaşayan en çirkin yaratıklarsınız, ve sizin münasebetsiz tartışmanızın dinlencemi bölmesine izin vermeyeceğim.” Sonra ikisini de güzel dövmüş, kafalarını kırmış, tartışmayı sona erdirmiş ve keyifle yoluna devam etmiş. Ve böylece Efendi Vivec çirkinliğin en az görünüş kadar davranışlarda da bulunduğunu kanıtlamış.
Kaynayan Kaguti
Derler ki, eğer bir kaguti kaynayan bir gölete dalarsa, can havliyle hemen kendini dışarı atarmış. Ama eğer kaguti, zaten göletin içinde duruyorsa, ve bir büyücü su sıcaklığını yavaş yavaş kaynayana kadar yükseltirse, kaguti de kaynayana kadar tepki vermeden yerinde dururmuş. Buradan anlıyoruz ki, aniden gelen tehlikelere karşı dikkatli olduğumuz kadar, sonucu tehlikeli olabilecek değişken durumlara karşı da hazırlıklı olmalıyız.
Şüpheli Şifacı
Bir zamanlar, bir Telvanni kendi kulesinden bütün dünyaya güçlü ve bilge bir şifacı olduğunu, simya ve iksirlerde usta olduğunu, ve bütün hastalıkları tedavi edebileceğini bildirmiş. Efendi Vivec, büyücüye şöyle bir bakmış, böbürlenmelerini dinlemiş, ve demiş ki, “Nasıl bütün hastalıkları iyileştirebileceğini iddia ederken, daha kendi apaçık kibir ve aptallığını tedavi edemiyorsun?”
Guar ve Çamuryengeçleri
Guarlar, başıboş gezen diğer yaratıklardan çok korkarmış, ve onlara yaklaşan bir yaratık gördükleri an panik içinde kaçışırlarmış.
Bir gün bir Hiç-tazısı sürüsü ortalıkta gezinirken, bütün guarlar panik içinde denize doğru kaçmaya başlamış, korku içinde yaşamaktansa denizde boğulmayı tercih etmişler. Fakat kıyıya ulaştıkları an, bir çamuryengeci kolonisi, guarların yaklaşmasından ürkmüş ve kendilerini suya atmışlar.
“Sahi,” demiş guarlardan biri, “olaylar hiç de göründüğü kadar kötü değil. Çünkü hep senden daha kötü durumda birisi çıkıyor.”
Yaralı Gökanası
Yaralı bir gökanası kendi beslenme alanının kuytu bir köşesine uzanmış. Sağlıklı yoldaşları, durumu görüvermek için kalabalık halinde başında toplanmışlar, fakat her biri hastanın yemesi için bırakılan otlardan biraz yemiş; ve zavallı gökanası ölmüş, yaralarından dolayı değil, vaktiyle arkadaşı olanların açgözlülüğü ve dikkatsizliği yüzünden.
Buradan şunu anlıyoruz ki düşüncesiz yoldaşlar yarardan çok zarar getirir.