Üçüncü Çağ’ın 400’lü yıllarının başlarına gelindiğinde Üçüncü İmparatorluk, hala Jagar Tharn’ın ihanetinin yaralarını sarmaya çalışıyordu. İmparator VII. Uriel Septim tahtına geri dönmüş olsa da, İmparatorluğun bazı bölgelerindeki otoritesi zayıflamış, yerel güçler arasındaki rekabetler artmıştı. Bu durumun en belirgin yaşandığı yerlerden biri de Tamriel’in kuzeybatısındaki Iliac Körfezi’ydi. Bu körfez, güneyde Redguardların anavatanı Hammerfell (Balyozyurt) ile kuzeyde Bretonların krallıklarının bulunduğu High Rock (Ulu Kaya) arasında stratejik bir konumda yer alıyordu ve bu iki farklı kültürün hem ticari hem de siyasi olarak kesiştiği, çoğu zaman da çatıştığı bir alandı.
Iliac Körfezi, tek bir merkezi otoriteden ziyade, her biri kendi kralı, soylu aileleri ve entrikalarıyla dolu çok sayıda küçük krallık ve dükalığa bölünmüş durumdaydı. Bunların en önemlileri High Rock tarafında Daggerfall ve Wayrest, Hammerfell tarafında ise Sentinel krallıklarıydı. Bu üç büyük güç arasında sürekli bir rekabet, gizli ittifaklar ve açık çatışmalar yaşanıyordu. Bölgenin kültürel yapısı da bu siyasi bölünmüşlüğü yansıtıyordu; Bretonların karmaşık feodal gelenekleri ve büyüye olan yatkınlıkları, Redguardların onur kodları ve kılıç ustalığına dayalı savaşçı kültürleriyle iç içe geçmiş, ancak çoğu zaman sürtüşme halindeydi. Bu karmaşık ve gergin siyasi atmosfer, İmparator VII. Uriel Septim’in dikkatini çekecek ve onu bölgeye müdahale etmeye itecekti. Bütün bu kaos ve kargaşa, serinin ikinci oyunu olan Daggerfall’un konusudur.
İmparator VII. Uriel Septim’in Görevi
Daggerfall’un hikayesi, aslında bir nevi ilk oyun Arena’nın devamı gibidir. Hükümdarlığının ilk yıllarında Jagar Tharn tarafından hapsedilen ve İmparatorluğu on yıl boyunca bir sahtekarın yönetmesine tanık olan İmparator VII. Uriel Septim, tahtına döndükten sonra İmparatorluğun birliğini ve istikrarını yeniden sağlamayı en önemli hedefi haline getirmişti. Iliac Körfezi’ndeki krallıklar arasındaki bitmek bilmeyen çekişmeler ve potansiyel ayrılıkçı hareketler, İmparator’un bu hedefine doğrudan bir tehdit oluşturuyordu. Bölgedeki istikrarsızlık, hem ticareti aksatıyor hem de İmparatorluğun genel güvenliğini tehlikeye atıyordu.
Bu nedenle İmparator, bölgedeki olayları yakından takip ediyor ve durumu kendi lehine çevirecek fırsatlar kolluyordu. The Elder Scrolls II: Daggerfall oyununun başlangıcı da tam olarak bu noktada İmparator’un gizli bir operasyonuyla başlar. Uriel Septim, güvendiği özel bir ajanı ki bu da biz oluyoruz, iki önemli görevle Iliac Körfezi’ne gönderir. İlk görev, Daggerfall Kralı Lysandus’un hayaletinin neden huzur bulamadığını araştırmak ve onu rahatlatmaktır. İkinci ve daha gizli görev ise, yıllar önce İmparator tarafından Daggerfall Kraliçesi’ne gönderilen ancak kaybolan önemli bir mektubu bulmaktır. Bu görevler, görünüşte basit gibi dursa da, aslında İmparator’un Iliac Körfezi’ndeki karmaşık siyasi oyunlara müdahale etme ve bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirme planının bir parçasıdır. İmparator’un bu özel ajanının bölgeye gelişi, zaten var olan entrikaları daha da alevlendirecek ve Tamriel tarihini değiştirecek olaylar zincirini tetikleyecektir.
Kral Lysandus’un Hayaleti
İmparator’un ajanının ilk görevlerinden biri olan Kral Lysandus’un hayaletini araştırma meselesi, Daggerfall hikayesinin merkezindeki trajik olayları açığa çıkarır. Lysandus, görevin başlangıcından kısa bir süre önce hüküm süren Daggerfall Kralıydı. Komşu krallık Sentinel ile yapılan Betony Savaşı sırasında ordusuna liderlik ederken gizemli bir şekilde öldürülmüştü. Ancak ölümü sıradan bir savaş zayiatı değildi. Lysandus’un ruhu huzur bulamamış ve bir hayalet olarak Iliac Körfezi’nde, özellikle de eski savaş alanlarında ve Daggerfall şehrinde görülmeye başlamıştı. Gece vakti ortaya çıkan hayaleti, intikam ve adalet çığlıkları atarak hem halkı hem de soyluları dehşete düşürüyordu.
Lysandus’un hayaletinin huzursuzluğunun ardında yatan sebep, onun savaşta onurlu bir şekilde ölmediği, aksine siyasi bir komplo sonucu ihanete uğrayarak öldürüldüğü gerçeğiydi. Bu komplo, sadece rakip krallıkların değil, aynı zamanda Daggerfall sarayının içindeki entrikaların, yasak aşkların ve ailevi ihanetlerin de bir sonucuydu. Hayaletin varlığı, bu karanlık sırların üzerindeki perdeyi aralamak için bir katalizör görevi görüyordu. Onun manevi etkisi, Daggerfall’un siyasi istikrarını tehdit ediyor ve bölgedeki tüm güç dengelerini alt üst etme potansiyeli taşıyordu. Lysandus’un trajedisi, Iliac Körfezi’ndeki güç mücadelesinin ne kadar acımasız olabileceğinin bir kanıtıydı.
Mantella ve Numidium
Daggerfall’daki entrikaların derinlerine inildikçe, Lysandus’un ölümüyle ilgili gizemden çok daha büyük ve tehlikeli bir sır ortaya çıkar: Mantella ve Numidium. Numidium, Birinci Çağ’da Dwemerler tarafından Lorkhan’ın Kalbi’nin gücüyle yaratıldığına inanılan devasa, tanrısal bir golem ve savaş makinesidir. Bu muazzam güce sahip golem, İkinci Çağ’ın sonunda Tiber Septim tarafından ele geçirilmiş ve Tamriel’i fethederek Üçüncü İmparatorluğu kurmasında kilit rol oynamıştır. Ancak Numidium’un kontrolü ve kullanımı her zaman büyük riskler taşımıştır.
Numidium’u çalıştırmak için gereken güç kaynağı ise Mantella olarak bilinen bir artifakttır. Mantella’nın doğası tam olarak anlaşılamamış olsa da, genellikle Tiber Septim’in İmparatorluk Cenk Büyücüsü Zurin Arctus’un ruhunu hapsettiği güçlü bir ruh cevheri olduğuna inanılır. Tiber Septim, Numidium’u son kez kullandıktan sonra hem golemi hem de Mantella’yı yok ettiği düşünülmüş veya en azından öyle lanse edilmişti. Ancak Daggerfall olayları sırasında Mantella’nın aslında kaybolmadığı, bir şekilde Iliac Körfezi’ne ulaştığı ve farklı güçler tarafından arandığı ortaya çıkar.
Mantella’yı ele geçiren güç, potansiyel olarak Numidium’u da yeniden aktive etme gücüne sahip olacaktır. Numidium’u kontrol etmek için ayrıca Tiber Septim’in Totemi adı verilen başka bir objeye daha ihtiyaç vardır. Bu Totem de Mantella gibi kayıptır ve bölgedeki güçler tarafından aranmaktadır. Numidium’un yeniden ortaya çıkma ihtimali bile tüm Tamriel için korkunç bir tehdittir, çünkü bu golem geçmişte hem büyük zaferlerin hem de büyük yıkımların aracı olmuştur. Bu nedenle Mantella ve Totem’in kontrolü, Iliac Körfezi’ndeki siyasi mücadelenin ana hedefi haline gelir ve bölgeyi daha da büyük bir kaosun eşiğine getirir.
Fraksiyonlar ve Entrikalar
Mantella ve Totem’in kontrolü için verilen mücadele, Iliac Körfezi’ndeki zaten karmaşık olan siyasi yapıyı daha da içinden çıkılmaz hale getirir. Bölgedeki ana güçler olan Daggerfall, Wayrest ve Sentinel krallıkları, bu gücü ele geçirmek için birbirleriyle kıyasıya bir rekabete girerler. Her krallığın kendi hedefleri, gizli ajanları ve entrikaları vardır. Bu büyük krallıkların yanı sıra, bölgedeki sayısız küçük dükalık ve soylu aile de kendi çıkarları doğrultusunda bu güç mücadelesine dahil olur.
İmparatorluk’un kendisi de olayların dışından değildir. İmparator VII. Uriel Septim’in gönderdiği ajan ve İmparatorluğun sadık istihbarat örgütü Blades, bölgedeki olayları İmparatorluk lehine yönlendirmeye çalışır.
Bu siyasi aktörlerin yanı sıra, bölgedeki büyücü loncaları, çeşitli tapınaklar ve dini tarikatlar da kendi gündemlerini takip ederler. Ancak bu karmaşık tabloda belki de en tehlikeli oyunculardan biri, Solucanların Kralı olarak bilinen Mannimarco’dur. Mannimarco, uzun süredir tanrısal güçlere ulaşmayı hedeflemektedir ve Mantella’nın muazzam ruh enerjisinin, kendisinin tanrılaşması için gereken son parça olduğuna inanmaktadır. Bu amaçla Solucan Kültü ajanlarını kullanarak Mantella’yı ele geçirmeye ve kendi karanlık ritüelini gerçekleştirmeye çalışır. Tüm bu farklı fraksiyonların çatışan çıkarları ve gizli planları, Iliac Körfezi’ni bir entrika ve ihanet yuvasına çevirir.
Underking: Gölgelerdeki Figür
Daggerfall’un karmaşık hikayesindeki en gizemli ve önemli figürlerden biri de Underking (Yitikkral) olarak bilinen varlıktır. Underking’in gerçek kimliği büyük bir sırdır, ancak genellikle Tiber Septim’in eski İmparatorluk Savaş Büyücüsü Zurin Arctus olduğuna inanılır. Efsanelere göre Zurin Arctus, Numidium’u çalıştırmak için gereken güç kaynağı Mantella’yı yaratırken Tiber Septim tarafından ihanete uğramış ve ruhu Mantella’ya hapsedilmiştir. Ancak bir şekilde hayatta kalmayı başaran veya ölümsüz bir forma dönüşen Arctus, Underking olarak Tamriel’in gölgelerinde varlığını sürdürmüştür.
Underking’in Mantella ve Numidium ile derin ve kişisel bir bağı vardır. Mantella onun ruhunun bir parçasını taşırken, Numidium onun ihanetinin ve acısının sembolüdür. Bu nedenle Underking, Mantella’nın yeniden ortaya çıkmasıyla yakından ilgilenir. Motivasyonları tam olarak açık olmasa da, genellikle Mantella’yı geri almak, ruhunu tamamlamak veya Numidium’un yanlış ellere geçmesini engellemek istediği düşünülür. Iliac Körfezi’ndeki olaylara müdahale ederek, kendi ajanları aracılığıyla veya doğrudan görünerek, Mantella’nın ve Numidium’un kaderini etkilemeye çalışır. Underking’in hikayesi, güç, ihanet, ölümsüzlük ve kader gibi temaları barındırır ve The Elder Scrolls lore’unun en derin ve trajik karakterlerinden birini oluşturur.
Ejder Kırılması ve Daggerfall’un Mirası
Daggerfall’un ana hikayesi, farklı fraksiyonların Mantella ve Totem’i ele geçirme, akabinde Numidium’u kontrol etme çabalarının doruk noktasına ulaşmasıyla sonuçlanır. Ancak bu sonucun kendisi, Elder Scrolls evrenindeki en tuhaf ve kafa karıştırıcı olaylardan birine yol açar: Ejder Kırılması (Dragon Break), veya daha spesifik adıyla Batıdaki Çarpıklık (Warp in the West). Ejder Kırılması, Zaman Tanrısı Akatosh’un temsil ettiği doğrusal zaman algısının geçici olarak kırıldığı, neden-sonuç ilişkisinin çöktüğü ve birden fazla, birbiriyle çelişen olayın aynı anda gerçekleşip hepsinin de bir şekilde doğru kabul edildiği kaotik bir dönemdir.
Daggerfall’un sonunda, İmparator’un ajanı Mantella’yı ele geçirir ancak onu kime vereceği veya nasıl kullanacağı konusunda bir karar vermek zorundadır. Oyunun tasarımı gereği oyuncu Mantella’yı farklı fraksiyonlardan birine verebilir ve bu da farklı sonuçlara yol açar. Ancak lore’a göre, bu farklı sonuçların hepsi aynı anda gerçekleşmiştir. Numidium aktive edilmiş ve Iliac Körfezi’ndeki tüm büyük krallıklar bu gücü birbirlerine karşı kullanarak büyük bir yıkıma yol açmışlardır. Aynı zamanda, her nasılsa, bu krallıkların hepsi de Numidium’u kullanarak rakiplerini ezmiş ve sınırlarını genişletmiştir. Mannimarco tanrılaşmış, Underking ruhuna kavuşmuş ve ölmüştür. Bu birkaç gün süren kaosun sonunda zaman tekrar normale döndüğünde, Iliac Körfezi’nin siyasi haritası tamamen değişmiş, eski küçük krallıkların yerini dört büyük bölgesel güç; Daggerfall, Wayrest, Sentinel ve Orsinium almıştır.
Bu Ejder Kırılması, Daggerfall olaylarının Tamriel üzerindeki en önemli mirasıdır. Bölgenin siyasi yapısını kökten değiştirmiş, Numidium tehdidinin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha göstermiş ve zamanın doğasına dair soru işaretleri yaratmıştır. Numidium’un bu olaylardan sonra tekrar ortadan kaybolduğu düşünülse de, onun potansiyel olarak yeniden ortaya çıkma ihtimali her zaman bir korku kaynağı olmuştur. Daggerfall’da yaşanan bu karmaşık entrikalar ve kozmik olaylar, Üçüncü Çağ’ın geri kalanını ve hatta Dördüncü Çağ’daki olayları etkileyen önemli bir zemin hazırlamıştır.