Hammerfell denince gedikli Elder Scrollsçuların aklına önce uçsuz bucaksız Alik’r Çölü gelir. Kum fırtınaları, kavurucu güneş ve suyun altın değerinde olduğu bir coğrafyadır burası. Ama bu çölün kuzey batı ucunda, denizle kumun buluştuğu yerde bambaşka bir dünya vardır. Kubbeleri sabah güneşiyle parlayan, pazar yerleri insan kaynayan bir liman şehri olan Sentinel, çölden gelen gezgin ve ticaret kervanlarını, safir rengindeki denizi ve limanıyla karşılar. Çünkü Sentinel asırlar boyunca Hammerfell’in dışarıya açılan kapısı olmuştur.
Şehrin Kuruluşu
Sentinel’in hikayesi aslında Redguardlardan önce başlar. Yokuda göçü henüz yaşanmamışken, bugünkü şehrin civarında elfler ve insanlar tarafından kurulmuş bir ileri karakol vardı. Bu yerleşkenin görevi balıkçıları ve denizci tüccarları korumaktı. Tehdit ise iç kesimlerdeki Orklar ve goblinlerdi. Yani burası kuruluşundan önce bile bir gözetleme noktasıydı. Ama asıl tehlikenin denizden geleceğini o karakoldakiler bilemezdi.
Birinci Çağ’ın dokuzuncu yüzyılında, Yokuda kıtası sebebi bilinmeyen bir felaketle sulara gömülür. Kıtanın batmasından evvel, kıta sakinleri dalgalar halinde Tamriel’a göç eder. Ra Gada denilen bu ilk savaşçı dalgaları Hammerfell kıyılarını birer birer ele geçirir. Üçüncü dalganın başında ise Grandee Yaghoub adında bir lider vardır. Yaghoub ve savaşçıları önce Hegathe civarına ayak basar. Oradan kuzeybatıya yelken açıp Shira Burnu’nu dönerler. Böylece Iliac Körfezine deyim yerindeyse ayak basan ilk Ra Gada ekibi olurlar. Yaghoub gördüğü manzarayı beğenir ve yurdunu bu kıyılara kurmaya karar verir.
Şehrin adı da tam bu noktada ortaya çıkar. Redguard tarihçi Azadiyeh’in aktardığına göre Yaghoub’un filosu, İkinci Tohum ayının on yedinci sabahında küheylan takımyıldızına doğru ilerlemektedir. Gemideki gözcü yanaşmaya elverişli bir sahil gördüğünü haykırır. Yaghoub limanı görünce “Burası artık bizimdir” der. Şehre de o gözcünün anısına Sentinel, yani Türkçesiyle gözcü adı verilir. Limanda yaşayan yerli halkın akıbeti ise fatihlerin insafına kalır. Yaghoub pragmatik davranarak bu insanları öldürmez. Onun yerine hepsini amele olarak şehrin inşasında çalıştırır. Şehrin surlarını, pazar yerini ve sarayı esir edilen yerli halk inşa eder. Samaruik adı verilen bu saray, şehrin bugün bile en eski ve en büyük yapısıdır. Sonraki asırlarda üzerine eklemeler yapılsa da temeli Yaghoub devrinden kalmadır.
Saltanatçılar ve Ecdadçılar
Sentinel ya da genel olarak Redguard tarihini anlamak için önce iki hizbi tanımak gerekir: Saltanatçılar ve Ecdadçılar. Bu ayrımın tohumları Yokuda göçünde atılmıştır. Ra Gada savaşçıları kıyıları fethedip yerleşen ilk göçmen kafilesiydi. Yokuda’nın Na-Totambu denilen yönetici soylu sınıfı ise onların arkasından geldi. İkinci İmparatorluk devrinde Ra Gada göçmenlerinin torunları toprak sahibi olma hakkını kazandı. Bunun üzerine kendilerine Ecdadçılar demeye başladılar. Bu isim, Tamriel’daki ilk Redguardların kendileri olduğunu ilan ediyordu. Soylular da buna karşılık Saltanatçılar adını benimsedi. Biri yeni vatandaki fetihlerin öncüleri, diğeri eski Yokuda düzenini temsil ediyordu.
Peki Sentinel bu denklemin neresinde diye sorabilirsiniz? Şehri kuran Yaghoub az önce anlattığımız gibi bir Ra Gada komutanıydı. Lakin Na-Totambu soyluları sonradan gelip şehre yerleşti ve burayı kendilerine layık bir makam olarak gördü. Buna rağmen Sentinel temelde her zaman bir Ecdadçı kalesi olarak kabul edildi. Bu kimlik şehrin kaderini belirledi. Ecdadçılar dış dünyaya ve özellikle Bretonlara daha açıktı. Ticaretin ve diplomasinin dili de onlardan sorulurdu. İleride göreceğimiz üzere bu açıklık şehre hem servet hem felaket getirecektir.
Yokuda’dan göç eden Ra Gada, zamanla Redguard olarak anılmaya başlandı. Ve komşularıyla diplomatik temaslara da giriştiler. Ama ilk temaslar pek barışçıl olmadı. Yokudalıların yerleştiği toprakların kuzey batısında Ulu Kaya bulunuyordu. Ve burada da yarı insan yarı elf olan Breton halkı yaşamaktaydı. Ra Gada dalgaları Iliac körfezine ulaştığında Breton kıyılarını da vurmuştu. Bretonların o devirdeki hamisi ise elf soyu Direnni’ydi. Tarihçi Beredalmo’nun yazdığı Bir Zamanlar kitabına göre, Direnni büyücüsü Peregrine, körfezin dalgalarını büyüsüyle yönlendirip koca bir Ra Gada filosunu Sentinel’e geri püskürttü. İki halk arasındaki husumet asırlarca sürdü. Düşmanlığı bitiren şey ise barış değil, ortak bir düşman oldu.
Asırlardır göçebe yaşayan, ve gittikleri her yerden kovulup hor görülen hilkat garibesi Orklar, nihayet kendilerine Orsinium dedikleri yeni bir vatan buldular. Tamriel kıtasının dört bir yanından Orklar bu şehre akın akın göç ediyordu. Wrothgar dağlarındaki Orsinium şehri güçlenmiş ve Bjoulsae nehrine iyice nüfuz etmeye başlamıştı. Birinci Çağ 948’de Daggerfall kralı Joile, Diagna Tarikatı lideri Gaiden Shinji’ye bir mektup yazdı. Mektupta Orsinium’a ortak saldırı öneriliyordu. Teklif kabul edildi ve Daggerfall orduları, Sentinel askerleri ile Diagna Tarikatı arasında ittifak kuruldu. Orkların şehri Orsinium yaklaşık otuz yıl boyunca kuşatıldı. Kuşatmanın bedeli ağırdı. Redguardların efsanevi kılıç ustası Gaiden Shinji bu kuşatmada can verdi. Üstelik işin içinde bir de ihanet vardı. Kral Joile, Orsinium yıkıldıktan sonra Redguardlara sırt dönüp Hammerfell’i işgal etmeyi baştan beri planlıyordu. Nitekim planını uygulamaya da koydu. Ama High Rock’ı Hammerfell’e doğudan bağlayan Bangkorai geçidinde durduruldu. Sentinel bu acı tecrübeden bir ders çıkardı. Bretonlar iyi birer ticaret ortağıydı, ama güvenebileceğiniz müttefikler değillerdi.
Veba, Gaspçı ve Covenant
İkinci Çağ’ın ortası Sentinel için kabus gibi başladı. Black Marsh’ta ortaya çıkan Knahaten gribi batıya yayılmış ve Hammerfell kıyılarına ulaşmıştı. Şehrin başında Kral Şaşkın Ramzi vardı. Kral lakabının hakkını sonuna kadar verdi. Basiretsiz ve iradesiz bir hükümdar olan Ramzi, halkını vebadan korumak için kılını kıpırdatmadı. Ölüm saray erkanına sıçrayınca kendini Samuruik sarayına kilitledi. Ve orada yavaş yavaş açlıktan öldü. Geride çaresizlik içinde kıvranan bir krallık bıraktı. Ama her gecenin bir sabahı vardır…
Bu kaosun içinden bir lider doğdu. Fahara’jad adındaki bu adam, Bergama’dan yola çıkıp Sentinel’e geldi. Ve kendini şehrin kralı ilan etti. Güneyli Saltanatçılar bu küstahlığa ateş püskürdü. Ama kuzeyin Ecdadçıları ile kabile reisleri tahta çıkışını onayladı. Saltanatçılara göre Fahara’jad bir gaspçıydı ve Satakal’ın laneti onun üzerine olacaktı. Ancak gelecek olan lanet değil, güçlü bir ittifak ve bereket dolu bir gelecekti. Fahara’jad tahttaki yerini sağlamlaştırmak için yüzünü eski düşman Bretonlara döndü.
İlk diplomatik hamlesi bir evlilikti. İkinci Çağ 566’da kızı Maraya, Wayrest kralı Emeric ile evlendi. Bu evlilik Sentinel’i bir anda High Rock siyasetinin içine vakum gibi çekti. Zira Emeric’in, Shornhelm kralı Ranser’in kızıyla evlenmesi planlanmıştı. Ranser ihanete uğradığını öne sürerek savaş açtı. Fahara’jad da damadı Emeric’i yalnız bırakmadı ve Sentinel’den seçkin Redguard birlikleri gönderdi. Bretonların diğer şehir devletleri Daggerfall, Camlorn ve Evermore da Wayrest’in yanında yer aldı. Oluşan koalisyon ordusu, Wayrest kuşatmasının kırılmasına ve Ranser’ın yenilmesine yardımcı oldu. Savaşın ardından kurulan Daggerfall Covenant’ında Sentinel, Redguardları temsil eden güç oldu. Fahara’jad bu gazla kendini Hammerfell’in Yüce Kralı bile ilan etti. Gerçi bu unvanı Hammerfell’in tamamı hiçbir zaman tanımadı. Yine de Fahara’jad’ın başardıkları ortadaydı. Vebayla perişan olan şehir, yirmi yılda bir evlilikle körfez siyasetinin ağır toplarından birine dönüşmüştü.
İç Savaşa Giden Yol
Sonraki asırlarda Fahara’jad’ın ölümüyle geçen zaman aralığında neler yaşandığı tam olarak bilinemiyor. Ama takribi İkinci Çağ 600 ila 800 arasında Hammerfell’in kontrolü Na-Totambu monarşisine geri döndü. Yani ibre bu kez Saltanatçılardan yana dönmüştü. Yeni kral ise herkesi şaşırtan bir hamle yaparak, tahtını geleneksel başkent Hegathe’den Sentinel’e taşıdı. Ecdadçılar kendi kalelerinin Saltanatçı başkenti yapılmasını tabii ki hazmedemedi. Ama tercihin sebebi barizdi: Iliac körfezi ticaretinin üçte biri Sentinel topraklarından geçiyordu. Hegathe köklü bir şehirdi, fakat paranın musluğu kuzeydeydi. Böylece Sentinel bir anda bütün Hammerfell’in başkenti oluverdi. Şehrin sokaklarında Ecdadçı esnafı, sarayında ise Saltanatçı hanedanı oturuyordu. Bu yeni durum bir barut fıçısından farksızdı. Fitili ateşleyen olay ise bir ölüm olacaktır.
Saltanatçı soyundan gelen Kral II. Thassad, İkinci Çağ 862’de hayatını kaybetti. Ecdadçılar bunu fırsat bilip şehirlerini silah zoruyla geri aldı. Darbenin başındaki isim Baron Volag’dı. Thassad’ın intikam yemini eden oğlu Prens A’tor donanmasıyla şehre yelken açtı. Ve babasının öcünü öyle bir aldı ki, yaşananlar Tamriel tarihinin en kanlı katliamlarından biri olarak kayıtlara geçti. Şehrin Ecdadçı halkı kılıçtan geçirilmişti. Sonrası tam bir iç savaş haliydi. Zor durumdaki Ecdadçılar bu kez soluğu Tiber Septim’in kapısında aldı. Üçüncü İmparatorluğun devreye girmesiyle terazi tersine döndü. Saltanatçılar toprak üstüne toprak kaybetti. Ecdadçılar kazanıyor gibi görünse de esas galip Tiber Septim oldu. Yardım bahanesiyle girdiği Hammerfell topraklarından bir daha çıkmadı ve önce eyalet vekili atadı, daha sonra yerel bir yöneticiyle anlaşıp Hammerfell’i zamana yayarak imparatorluğunun bir parçası haline getirdi. Sentinel ise eyaletin başkenti olarak kaldı.
Körfezin Yeni İncisi
Üçüncü Çağ’a geldiğimizde Sentinel artık körfezin başat güçlerindendir. Ama bu her şeyin tıkırında gittiği anlamına da gelmiyor. Üçüncü Çağ 266’da Valenwood tahtını güç kullanarak ele geçiren Gaspçı Camoran, gözünü önce Cyrodiil’in batı topraklarına, daha sonra Hammerfell ve High Rock’a diker. Kvatch şehrini talan ettikten sonra Cyrodiil’e yakın bulunan Hammerfell krallıkları olan Rihad ve Taneth’i mağlup eder. Durmayıp kuzey batıya ilerler. Sentinel bu istilaya savunmasız yakalandı, çünkü o sıralarda çocuk yaştaki kral hüküm sürüyordu. Gaspçıyı durduran ise High Rocklu Dwynnen baronu oldu. Bir araya gelen High Rock ordusuna önderlik eden baron, gaspçıyı ve ordusunu yok etti.
Sentinel için münferit bir mesele teşkil eden asıl büyük sınav ise asrın sonunda geldi. Körfezin ortasındaki küçük Betony adası hakimiyeti yüzünden Sentinel ile Daggerfall krallıkları Üçüncü Çağ 402’de birbirine girdi. Savaşın kaderi Cryngaine Field muharebesinde belirlendi. Her iki tarafın kralı muharebede öldü. Daggerfall kralı Lysandus ölünce yerine oğlu Gothryd geçti. Sentinel kralı Camaron ise tahtını çocuk yaştaki oğluna bıraktı. Kralın savaş meydanında ölümüyle Sentinel ordusu teslim olmak zorunda kaldı. Galip gelen çiçeği burnunda Daggerfall Kralı Gothryd ise barışı bir evlilikle mühürledi ve Camaron’un kızı Aubk-i’yi kendine eş aldı. Sentinel’de ise rahmetli kralın karısı Kraliçe Akorithi kral naibesi olarak başa geçti. Sentinel cephesinde bu evlilik farklı algılanıyordu; çoğu saraylı Aubk-i’yi Daggerfall’un yeni kraliçesi olarak değil, savaş esiri olarak görüyordu.
Üçüncü Çağ 417’de Batıda Çarpıklık adı verilen zaman kayması olayı yaşandı. Serinin ikinci oyunu Daggerfall oyununun konusu olan bu olay neticesinde körfezde hüküm süren onlarca krallık ve baronluğun sayısı bir gecede dörde indi. Sentinel de bu dört galip krallık arasındaydı. Sınırlarını genişletmiş ve dikkate değer bir bölgesel güç olmuştu.
Ama bu genişleme beraberinde krizleri de getirdi. Ecdadçı kökenli bir şehir olan Sentinel’in ele geçirdiği toprakların çoğunluğu Saltanatçıların toprağıydı. Yaşı kemale eren çocuk kral Lhotun başa geçince çareyi üçüncü bir hizip icat etmekte buldu. Lhotunî denilen bu hareket, geçmişe hürmet ve imparatorluğa saygı geleneklerini birleştirmeyi amaçlıyordu. Böylece Saltanatçı ve Ecdadçılar arasındaki ikilemin giderilmesi amaçlanmıştı. Sonuç tam bir fiyaskoydu; ılımlı Lhotunîler hem Saltanatçıların hem Ecdadçıların nefretini kazandı.
Üçüncü Çağ’ın sonlaırna doğru Saltanatçı memleketi olan kuzey doğu Hammerfell, Skyrimli Nordların istilasına uğradı. Bölgenin hakimi olan Ecdadçıların toprakların savunmasına yardım etmeyince Taneth ve Elinhir gibi Saltanatçı şehirleri Sentinel yönetimine karşı ayaklandı. Ve böylece Sentinel boyunduruğundan kurtulduklarını ilan ettiler. Daha sonraları Kral Lhotun’un birlikleri Saltanatçıları dört bir taraftan kuşatsa da, bu savaşın sonucunun ne olduğu bilinmiyor.
Yeşil Ateş Gecesi ve Büyük Savaş
Dördüncü Çağ’a girildiğinde Tamriel’ın dengeleri değişmişti. Oblivion Krizi imparatorluğu sarsmış, Summerset’te ise Thalmor iktidarı ele geçirmişti. Thalmor diktatörlüğünden kaçan Altmer muhalifler kendilerine sığınacak liman arıyordu. Bir kısmı soluğu Sentinel’de aldı. Ama bu misafirperverlik korkunç bir bedelle sonuçlandı. Dördüncü Çağ 42’de Thalmor ajanları şehirdeki mültecilerin peşine düştü. Yeşil Ateş Gecesi denilen bu saldırıda mülteci mahallesi yerle bir edildi. İmparatorluk lejyonu yetiştiğinde ise ortada kurtarılacak kimse kalmamıştı. O sırada şehirde görevli Altmer lejyoner Fasendil’in tanıklığına göre Dominion, muhalifleri memleketlerinde öldürmekle yetinmemiş ve işi bitirmek için Hammerfell’e kadar gelmişti.
Asıl kıyamet Dördüncü Çağ 171’de koptu. Aldmeri Dominion imparatorluğa savaş ilan etti ve Hammerfell’i işgale girişti. İşte bu bedbaht günlerde Sentinel, tarihinin belki en onurlu hamlesini yaptı. Hatırlarsanız daha önce sıkça Saltanatçılar ve Ecdadçılar düşmanlığından bahsetmiştik. Bu düşmanlık öyle boyutlardaydı ki taraflar dış istilalarda bile birbirini kaderine terk edebiliyordu. Ama Dördüncü Çağ 173’te Saltanatçı şehri Hegathe, Dominion’ın durdurulamaz denilen ordusu tarafından kuşatıldığında beklenmedik bir şey oldu. Sentinel’den yola çıkan Ecdadçı ordusu kuşatmayı kırdı ve Dominion ordusunun içinden geçti. Belki de büyük bir katliamdan kurtarılan Hegathe, her iki hizbin barışmasının anahtarı oldu.
Savaşın sonu ise malum. İmparatorluk Dördüncü Çağ 175’te Ak-Altın Anlaşmasını imzaladı ve güney Hammerfell’i Dominion’a terk etmek durumunda kaldı. Redguardlar bu ihaneti tanımayı reddedince imparator da eyaleti resmen gözden çıkardı. Yalnız kalan Hammerfell tek başına savaştı ve Dominion’ı çıkmaza soktu. 180’deki İkinci Stros M’Kai Anlaşması ile elf orduları eyaletten tamamen çekildi. Hammerfell artık bağımsız ama harap bir ülkeydi. Sentinel de bu yeni bağımsız düzenin en önemli şehirlerinden biri oldu. Skyrim oyununun geçtiği 201 yılına gelindiğinde şehir hala ayaktaydı.
Sıradaki Rota mı?
Sentinel’in hikayesi bir gözcünün haykırışıyla başladı, çeşitli badireler atlattı ve günümüze geldi. Acaba sıradaki oyunda bu topraklara tekrar dönecek miyiz bilemiyoruz. Belki de sıradaki oyun burada geçer, ve tarihi Saltanatçı-Ecdadçı çatışmasında saf tutarız. Veya Redguardların kadim ruhani gücü Shehai’yi kullanıp, Hammerfell’i Thalmor işgalinden kurtarmaya çalışırız. Ama Sentinel’e şimdi adım atıp çölün boğucu havasını içinize çekmek isterseniz Elder Scrolls Online’a göz atabilirsiniz. Çölde vahanız bol olsun, kendinize iyi bakın.