Kışhisar Niye Çöktü?

Bir zamanlar Skyrim’e başkentlik yapan, işlek limanı sayesinde bölgenin uluslararası ticarete açılan kapısı olan Kışhisar şehri, nasıl oldu da Skyrim oyununda sıradan ufak bir köy haline geldi? Bu içeriğimizde de Nordların bir zamanlar heybetli şehrinin çöküş hikayesini inceleyeceğiz.

Kışhisar ve Skyrim’in Kısa Tarihi

Kışhisar bölgesi, Nordların Tamriel kıtasındaki ilk büyük yerleşkesi olan Saarthal’i içerisinde barındırır. Kar elflerinin saldırıları sonucu Skyrim’den kovulup ana yurtları Atmora’ya dönen Nordlar, bir süre sonra Ysgramor önderliğinde geri gelip bölgeyi tekrar ele geçirir. Fakat dönüşten sonraki ilk yerleşke bu bölgeye kurulmak yerine, daha stratejik öneme sahip olan, Skyrim’i ikiye bölen Ak Nehir’in Hayaletler Denizine döküldüğü yere inşa edilir. Burası da Miğferyeli’dir.

Kışhisar’ın kim tarafından ve ne zaman kurulduğu hakkında kesin bir bilgi bulunmuyor. Ama efsaneye göre Birinci Çağ’ın ilk yıllarında güçlü Nord büyücü Shalidor’un büyü gücünü kullanarak şehri ve buradaki büyücü okulunu inşa ettiği söylenir. Şehri başkent olarak kullanan Skyrim kralı Borgas’ın Birinci Çağ 369’da öldüğünü göz önünde bulundurursak, bu tarihten çok önce kurulmuş olma ihtimali yüksek.

Birinci Çağ 143’te Skyrim’de dağınık halde bulunan Nord kabilelerini kendisine bağlayıp ilk Skyrim kralı olan Harald’ın ve efsanevi Ysgramor’un soyundan gelen son kral Borgas, Kışhisar’da yaşamıştır ve Skyrim’i buradan yönetmiştir. Cyrodiil’de ortaya çıkan köle isyanları neticesinde bağımsızlığa kavuşan ve Birinci İmparatorluğu kuran Nede ırkına yardım eden ve yine burada türeyen Sekiz Kutsallar inancına deliler gibi bağlı olan Borgas, kadim Nord inancını yasaklayıp bu yeni dini benimser. Birinci İmparatorluk Vadiorman’ın Orman Elfi halkıyla savaşa tutuştuğunda, Borgas da sıkı bir fanatik olduğu için savaşa katılır. Fakat Orman Elfleri, kadim güçleri olan Vahşi Av’ı devreye sokar. Bu güç, tıfıl Orman Elflerini son derece vahşi yaratıklara dönüştürmektedir, ve bu sayede İmparatorluğun ve Skyrim’in ordularını paramparça ederler. Savaşta Borgas da ölür. Borgas’ın varisi olmadığı için de Skyrim’de yarım asır sürecek olan veraset savaşı da başlamış olur.

Borgas’tan sonra Kışhisar’ın yeni kralı olan Hanse, her ne kadar Borgas’ın akrabası olmasa da geleneksel Nord başkentini elinde tuttuğu için yeni Skyrim Kralı olması beklenmekteydi. Ne var ki Nord mevkibeyleri arasında uzlaşma sağlanmaz. 369’ta başlayan iç savaş, 420’de Tek Göz Olaf’ın kral ilan edilmesine kadar sürecektir. Olaf ise Akçay şehrindeki Ejderkonak sarayında kafatası bulunan ejderha Numinex’i ele geçiren mevkibeyidir.

Olaf’ın Skyrim’in yeni kralı olmasıyla yönetim merkezi Kışhisar’dan Akçay’a kayar. Böylece sonraki asırlarda Akçay şehri zenginleşecek, Kışhisar ise eski görkeminden uzak kalacaktır.

Çöküşün Arefesi

Skyrim oyununda gördüğümüz Kışhisar şehrinin ise yarıdan fazla denize çökmüş durumda. Bu yüzden şehir havası yerine sıradan bir köy görünümüne sahip. Fakat bu olaya rağmen kolej sapasağlam ayakta durmaya devam ediyor. Elder Scrolls evreninde bu tür büyük çaplı olayların ya karmaşık ya da hiç cevabı olmadığını varsayarsak, burada da kesin sonuca ulaşmamız pek mümkün görünmüyor. Bu yüzden yapabileceğimiz en iyi şey teori üretmek.

Dördüncü Çağ 122 tarihinde günler süren şiddetli fırtınalar sonucu şehrin çoğunluğu kayarak denize düşer. Çok sayıda şehir sakini ölür. Oyundaki mevkibeyi Valdimar’ın ailesi ve mevkibeyi binası da bunların arasındadır. Bu fırtınanın doğal mı yoksa yapay mı olduğu bilinmiyor. Fakat asıl dikkat çeken nokta denize daha yakın duran kolejin hasar almaması. Bu yüzden yerli Nord halkı olayda büyücülerin parmağı olduğunu iddia edip, büyücüleri suçlar. Baş Büyücü Deneth okulun etrafında koruyucu büyüler olduğu için hasar almadığını öne sürerek suçlamaları reddeder.

Teoriler

Bazı kişilere göre fırtınanın sebebi, Morrowind’de patlayan Kızıl Dağ’ın uzun vadedeki sonucu. Dördüncü Çağ 5 senesinde patlayan Kızıl Dağ, Kışhisar’daki fay hatlarını tetikleyip kayaçları gevşetir. Volkandan akan lavlar kuzeydeki denize akar ve suyun sıcaklığında ani değişiklikler yaparak güçlü akıntılar meydana getirir. Sert fırtınalar da bu kayaçları parçalayarak şehri denize döker. Tabi Skyrim’de Kandilli Rasathanesi’nin olmadığını ve fay hatlarını incelememizin mümkün olmadığını düşünürsek bu daha çok gerçek hayattaki bilimsel kaynaklara dayanan bir teori denebilir.

Başka bir fan teorisine göreyse olayın daha karmaşık bir yüzü var. Bu teoride felaketin biz oyuncu kaynaklı olduğu öne sürülüyor. Ayrıca Kışhisar Koleji görevlerinin oyun piyasaya çıkmadan önce kesilip biçildiğini ve kısaltıldığını da iddia ediyor. Çok basit bir büyü yaparak binlerce yıllık koleje giriyoruz. Kapıda bekleyen büyücü resmen hadi yürü gir der gibi bizi okula alıyor. Ve yetmezmiş gibi koca okulda öğrenciden fazla öğretmen bulunuyor. Görevlerin kısa olması ve olayların hızlı gelişmesi de başka bir durum. Daha yeni öğrenciyiz ama apar topar Saarthal’daki araştırma alanına gönderiliyoruz. Bi durun soluklanalım bu ne acele.

Saarthal’e girdiğimizde de teorimize başlıyoruz. Oyuncu bu harabeye girdiğinde Elder Scrolls evreninin en köklü büyücü tarikatı olan Psijic Tarikatı’nın bir üyesi tarafından karşılanıyor. Bizim durdurulması artık mümkün olmayan bir olaylar zincirini başlattığımızı, ve felaketi önleyebilecek yegane kişinin yine biz olduğumuzu haber veriyor. Görevin sonraki aşamalarında ise nereden geldiğini bilmediğimiz Magnus’un Gözü adında bir artifaktı keşfediyoruz. Bu artifaktın gerçekten ne olduğu ve nereden geldiğine dair kesin bir bilgi bulunmuyor. Bizim teorimizle doğrudan bağlı değil ama bu gözün dokuzuncu çağdan gelen, zamanda dolaşan bir artifakt olduğu iddiaları mevcut. Yani Skyrim’in beş çağ sonrasından gelmiş. Kendi teorimize dönelim. Ejderdoğan Magnus’un Gözü’nü keşfettikten sonra durdurulması mümkün olmayan olaylar zincirini tetikler, göz büyük bir büyü gücü saçar. Hatırlayın, kolej görevlerinin sonunda göz aktifleştirildiğinde Kışhisar şehrinin etrafında tuhaf büyülü anomaliler belirmişti. İşte teoriye göre Ejderdoğan gözle temasa geçtiğinde aslında Kışhisar’ın yıkılmasına sebep oluyor. Fakat sürekli olarak gözle ilk karşılaştığımız ana geri dönüyoruz. Şehir yıkılmış olarak kalıyor ama gözün daha büyük bir yıkıma yol açmaması için uğraşıyoruz.

Veya alternatif olarak okulda arıza çıkarmaya programlanan Thalmor ajanı Ancano’da gözün gücünü kullanıp yıkıma sebep olmuş olabilir. Kolej görevlerinin sonlarında Ancano’nun gözle temas ettiği anı hatırlayın. Bize “Dünyayı yok edebilecek güç parmaklarımın ucunda ve sen bu konuda bir şey yapabileceğini mi sanıyorsun?” diyor. Yani Magnus’un Gözü gerçekten de bu güce sahip, haliyle Kışhisar şehrini yerle bir etmesi ihtimal dahilinde. Ayrıca görevlerin sonunda Psijic üyelerinin tekrar gelip kötü güçlerin eline geçmemesi için gözü alıp götürmesi de aslında ne kadar tehlikeli olduğuna dair başka bir kanıt.

Bu teori aslında tanık olduğumuz ve Elder Scrolls evreninde sıkça karşılaştığımız başka bir olaydan besleniyor. Tabi ki de Ejder Kırılması’ndan bahsediyorum. Evrendeki lineer akan zamanın bozulup alternatif zamanların oluştuğu bu konseptte zaman kavramını yaratan tanrı Akatosh’un sembolü olan ejder kırılır, yani zaman kırılır. Bu konu hakkında detaylı bilgiyi kanalımızdaki Ejder Kırılması videosundan edinebilirsiniz.

Bir diğer teoriye göreyse şehrin yıkılmasına sebep olan kişi kolejin derinliklerinde karşılaştığımız Dunlain Kahini. Işık huzmesine dönüşen bu arkadaş bir zamanlar kolejde okuyan son derece yetenekli bir Breton büyücüymüş. Daha önce denenmemiş olan çok riskli bir büyü deneyi yaparken kontrolü kaybeder ve fiziksel formunu yitirerek kolejin etrafını saran aurayla birleşir ve ışık haline gelir. Yaptığı bu deney sonucu oluşan patlama da şehrin yarısını denize döker, fakat okulun etrafındaki o büyüsel kalkan okulu korur.

Geldik fasulyenin faydalarına. Daha önce de dediğim gibi, bu tarz gizemli olayların ne yazık ki kesin bir cevabı yok. Kesin cevabı olsaydı zaten gizem olmazdı. O yüzden yapabileceğimiz tek şey, hayal gücümüzü kullanıp Bethesda’nın yarım bıraktığı yerleri doldurup kendimizi avutmak.