Blog

Ulu Hrothgar Yazıtları – 10 Yazıtta Nordların Tarihi

Fus Ro Dah nereden geldi? Ulu Hrothgar patikasındaki on yazıtı tek tek okuyup Nordların erken tarihini çıkarıyoruz.


Fus Ro Dah! Bu efsanevi üç kelimeyi Skyrim oynayan neredeyse herkes bilir. Hem oyunun en başında öğrendiğimiz ilk nida olması hem de komik etkisi sayesinde gönüllerimizi fethetmiştir. Peki bu nidanın nasıl ortaya çıktığını hiç merak ettiniz mi? Nida nedir ve ne zaman ortaya çıktı, kimler kullanabilir, Nord kültüründe bu nida varsa niye kullanıp iç savaşı kazanmadılar? Veya daha önce hiç kullanmışlar mıydı, bize nida konusunda yardımcı olan Ulu Hrothgar sakini Kırsakallar örgütü nasıl kuruldu, Skyrim’de kıyamet koparken Paarthurnax adındaki ejderha neden ipimle kuşağım boynuzumla kanadım diyerek dağın başında sakin sakin takılıyor vesaire vesaire…

Tüm bunlar ve dahası Skyrim’de Ulu Hrothgar tapınağına tırmanırken patikada yol kenarındaki yazıtlarda anlatılıyor. On adet yazıtta Nordların erken tarihine kısaca değiniliyor. Ben de bu on yazıttan yola çıkarak her bir yazıtın değindiği tarihi olayı ele aldım.

Konuya geçmeden önce burada anlatacağım neredeyse her şey Nord mitolojisinden ve onların kadim dinlerinden edinilen bilgilerle oluşturuldu. O yüzden insan kelimesini kullandığımda aslında Nordlardan bahsediyor olacağım. Kızılmuhafızlar, Emperyaller, Nedeleri ve diğer insan topluluklarını bu kapsamın dışında tutuyorum. Ayrıca çoğu olay tarihin çok ama çok eski zamanlarında gerçekleştiği için günü gününe her şey bilinmiyor. Ejderhaların nerede ortaya çıktığı, insanların ilk Skyrim’de mi yoksa Atmora’da mı yaratıldığı gibi bazı konular hala muğlaklığını koruyor. Amacım kesin bilgi verip olayların gerçekten yaşandığını kanıtlamak değil, aksine Ulu Hrothgar yazıtlarında anlatılan olayı açıklamak. Hazırsak kürklerimizi giyelim ve tırmanmaya başlayalım.

Yazıt 1

İnsanlığın doğuşundan da önceydi, Ejderhalar tüm Mundus’a hükmederdi
Sözcükleri idi Seda, gerekmedikçe söylemezlerdi
Onun için ayrıca, yeri göğü yok edebilirlerdi

İlk yazıtımız aslında bize evrenin ilk zamanlarını anlatıyor. İnsanoğlu Nord inancına göre Kyne tarafından Arzın Soluğunda henüz yaratılmamışken Mundus’ta ejderhalar vardı. Fanilerin yaşadığı gezegen Mundus’ta gezinen bu yaratıklar ölümsüzdü. Fiziksel olarak bedenleri ölse bile, ruhları başka bir ejderha tarafından emilmediği sürece ölmeleri imkansızdır. Bu yüzdendir ki ejderdoğan kestiği ejderhaların ruhunu emdiğinde tam olarak öldürmüş oluyor.

Ejderhaların kökenine dair farklı yorumlar mevcut. Kadim dilde ejderhalara “Aka” denir, ve Ejderha Diyarı anlamına gelen Akavir’den yayıldıkları, onları yaratanın da Akatosh olduğu söylenir. Ejderhalar kendilerine has büyülü bir dil kullanır. Ejder lisanı ejderhaların tırnaklarıyla kazıdığı çizgiler ve noktalardan oluşur. Bu lisanı konuşurken de aslında çok güçlü büyü üretirler. Ki zaten ejderhalar birbirleriyle konuşurken tartışma ve kavga arasında fark ayırt etmezler. Bu sebeple gerekmedikçe konuşmaktan imtina ederler. Skyrim’de Ejderdoğan’ın kullandığı her bir nida sözcüsü aslında ejder dilinde bir anlama sahiptir. Ejderdoğanın yaptığı tek şey bu kelimeleri bağırmaktır. Fus ro dah kelimeleri de güç, denge ve itme anlamlarına gelir. Bu nidayı kullandığınızda hedefinizin dengesini bozup geriye doğru uçurursunuz. Fırtına çağırıp şimşekler çaktırmanızı sağlayan Strun Bah Qo nidası da fırtına, hiddet ve şimşek anlamına gelir.

Yazıt 2

Derken insanoğlu doğdu, yayıldı Mundus’a, kuruldu
Ejderhalarsa yönetti bu emekleyen varoluşu
Pek zayıftı insanoğlu, henüz Sedaları yoktu

İkinci yazıtta insanların doğuşuna şahit oluyoruz. Eski Nordların inancına göre Tamriel kıtasının en yüksek noktası olan Skyrim’deki Arzın Soluğu’nun zirvesinde tanrı Kyne insanlara ruh üfledi. Ve böylece insanlık yaratılmış oldu. Bu dağın tepesinden Skyrim’e ve diğer topraklara da yayıldılar.

İlk zamanlar insanoğlunun nüfusu az olduğu için kudretli ejderhalara boyun eğmek zorunda kaldılar. Ejderhaları tanrı olarak görüp ibadet ettiler, animistik inançlarında ejderhayı da baş tanrı olarak kabul ettiler. Bu devirlerde Ejder Tarikatı denen oluşum ortaya çıktı. İnsan rahiplerin kurduğu ettiği bu tarikat ejderhalara vekaleten insanları yönetmeye başladı. Ejderhalar adına tapınaklar inşa ettiler, insanoğlunu da ejderhaların ihtişamına hizmet etmesi için çalıştırdılar. Rahipler kendilerini insanlar üzerinde tanrı-kral olarak konumlandırmıştı. Ejder rahipleri, insanlar ile ejderhalar arasındaki barışı koruyorlardı ve güçleri o kadar büyüktü ki “ejderha” kelimesini sıradan halkın ağzına alması dahi yasaklanmıştı. İnsanlığın ilk yasalarını bu rahipler yaptı ve krallar ile neredeyse eş değer seviyedeydiler.

Yazıt 3

Çaylak ruhlu İnsanoğlu güçlüydü Kadim Çağlarda
Korkmadılar savaşmaya Ejderhalar ve Sedalarıyla
Ancak Ejderhalar yıktı tüm umutlarını yalnızca Nidalarla

Üçüncü yazıtta, ikinci yazıtın aksine insanların yavaş yavaş çoğaldığını ve ejderhalara baş kaldırmaya yeltendiğini görüyoruz. İnsanlık prangasını kırmak için kadim çağlarda ejderhalara ve onların rahiplerine isyan ettiler. Ama insanların bileği ne kadar güçlü olursa olsun, ejderhaların kudretli nefesleri karşısında direnemediler. Ve insanlık ilk isyan girişiminde başarısız oldu. Mağlubiyetlerinin en büyük sebebi de tabi ki ejderhaların nida gücüydü. Bu orantısız güç, her isyan girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasına sebep olmaktaydı. Ama insanlığın bu makus talihi değişmek üzeredir…

Saarthal
Saarthal

İnsanoğlu ilk dönemlerinde yoğunlukla Skyrim’in kuzeyindeki Atmora kıtasında yaşıyordu. Skyrim’de ve Tamriel’ın kuzey noktalarında dağınık bir şekilde insan yerleşimleri olsa da ilk kez Ysgramor ile topluca göç etmeye başladılar. Kar Elflerinin Saarthal şehrinde Nordları katlettiği ve sonrasında Ysgramor’un Beş Yüz Yoldaş ile olan yolculuğunda ejderhalar ve rahipler hala bulunuyordu. Ama bunlar Atmora’daydı ve henüz Skyrim’e gelmemişti. İnsanlar Kar Elflerini mağlup edip Skyrim’e yayılmaya başlayınca rahipler de yavaş yavaş buraya göç etmeye başladı.

İnsanlık niye Skyrim’e göç etme gereği duydu? Bunun en büyük etkenlerinden biri nüfusun artması ve Atmora’daki şeflerin mücadelelerinden kaçmak istemeleri. Skyrim bu sebeple Atmora’ya en yakın nokta olduğu için insanların kargaşadan kaçıp kendilerine yeni bir hayat kurabilecekleri en ideal topraklardı. Fakat insanoğlu gittiği yeni yerlere de kargaşayı beraberinde götürdü.

Dediğim gibi insanların Atmora’dan kaçma amacı rahat bir nefes almak, baskıcı ve sansürcü otoriteden, enflasyondan, işsizlikten, adaletsizlikten kaçmaktı. Ama gittikleri yeni yere rahipler de gelip eski sistemi burada da kurmak isteyince insanlar isyan bayrağını açtı.

Yazıt 4

Kyne çağırdı Paarthurnax’ı çünkü o insanlara acırdı
Beraber öğrettiler insanlığa Sedalarını kullanmayı
Böylece kızıştı Ejderhalar savaşı. Ejderha Haykırıcıya karşı

Dördüncü yazıtla beraber insanlık ve ejderhaları arasındaki güç terazisinin dengeye kavuştuğunu görüyoruz. İnsanoğlunu yaratan Kyne, kullarının haline acıdı ve ejderhaların efendisi Alduin’in sağ kolu olan Paarthurnax’ı görevlendirdi. Paarthurnax ejderhaların seda ilmini insanlara öğretecekti. Peki niye Paarthurnax efendisine ihanet etmeyi seçti?

Paarthurnax
Paarthurnax

İlk ejderha Alduin’in bir yaratılış amacı vardı: kıyameti koparmak. Evren yaratıldıktan bir süre sonra Alduin gelir, cihanı yer ve kıyameti kopartırdı. Bu yüzden ona Cihanyiyen dendi. Yaratılış gayesi kıyameti koparmak olan bu yaratık, son görevini yerine getirmek yerine hüküm sürmeyi seçti. Yani kendi doğasına ihanet etti. Evreni yutmak yerine insanlık üzerinde egemenlik kurup bir tanrı gibi yaşamaya koyuldu. Görev adamı olan Paarthurnax ise buna karşı çıktı ama Alduin’e karşı tek başına yapabileceği bir şey yoktu. Ve işte bu noktada insanlık ve Paarthurnax doğal müttefik oldular. Paarthurnax, Alduin’e ihaneti yüzünden bir ders vermek istiyordu, insanlık da ejderhaların özellikle Alduin’in zulmünden kurtulmak istiyordu. Nordların hikayelerine göre de Kyne, Paarthurnax’a emredince insanlar ejderhaların dilini öğrendi.

Ejder dilini kullanan insanlar ile ejderhalar arasında amansız bir nihai savaş başladı. Ejder Savaşı olarak bilinen bu olay büyük olaylara gebeydi…

Yazıt 5

İnsanoğlu galip geldi, Alduin dünyadan sürüldü
Herkese kanıtladıkları, Sedalarının gücüydü
Feda ettikleri ise oldukça ürkütücüydü

Beşinci yazıt ile beraber terazi artık insanların lehine bozulur. İnsanlar nüfuslarının da avantajıyla sedayı kullanarak ejderhaları teker teker avlamaya başladı. Arz’ın Soluğu’nda Alduin ve üç nida kullanıcısı arasındaki savaşta Kadim Tomarların kullanılmasıyla Alduin zamanda ileriye gönderildi. Bu savaşta teknik olarak hiç bir ejderha öldürülmedi. Çünkü insanlar ejderdoğan değildi. Sadece seda sanatını kullanmayı öğrenmişlerdi. Yani demek oluyor ki sedayı kullanabilmek için ejderdoğan olmanıza gerek yok. Tabi o dönemde bir ejderdoğan hayattaydı. Hepinizin muhtemelen duyduğu Miraak ilk ejderdoğandır, ama o insanların yanında savaşmayı reddetti. İnsanlık ise doğuştan ejder diline yatkın olan savaşçıları eğiterek ejderhaların üstesinden gelmeyi başardılar.

Bileği güçlü olan insanlık, nefesinin ve sesinin de güçlü olduğunu kanıtladı. Bu savaşta çok zayiat verdiler, ama artık zincirler bir kere kırılmıştı. Bundan sonrasında insanoğlu kükremiş bir sel gibi bendini çiğneyip sınırları aşarak Morrowind, Cyrodiil ve High Rock’u istila edecektir.

Yazıt 6

Kükreyen Haykırıcıları ile arşın çocukları fatih oldu
Böylece İlk İmparatorluk Kılıç ve Seda ile kuruldu
Kalan Ejderhalar ise dünyadan bir bir kayboldu

Altıncı yazıtta ilk önce Ysgramor’un dönüşü ve Kar Elfleriyle yaşadıkları acılı günlerde insanlar elflerden iliklerine kadar nefret etmişler, sonrasında seda sanatıyla ejderhaları avlayıp özgürlüğün ve barbarlığın karşı konulamaz tadına bakmışlardı. Diyebiliriz ki sonraki dönemlerde gerçekleşen Nord genişlemesinin en büyük müsebbibi bu iki olay olmuştur. Zira hem Cyrodiil hem de Morrowind istilaları elf nefreti ve seda sanatının kudretinden kaynaklanıyordu.

Ysgramor
Ysgramor

Nordlar ejderhaları alt etmek için kendilerine bahşedilen sedayı dünyevi meseleler için kullanmaya karar verdiler. Ysgramor’un kurduğu Skyrim devletinin merkezi Miğferyeli olmasına rağmen üniter bir devlet değildi. Bölgesel mevkibeyleri Miğferyelindeki krala hizmet ediyordu etmesine ama kendi çıkarlarına göre de hareket edebilmekteydi. Skyrim’in batı bölgesindeki dağlık Enginyurt’taki Enginyurtlular, daha sonra bölük pörçük yaşayan Kar Elflerinin nihai yok oluşundan sonra Skyrim’de Nordları tehdit edebilecek başka bir unsur kalmamıştı.

Güneydeki Cyrodiil’e girmek isteyen Nordlar burada kayda değer bir şey edinemeyeceklerini görünce bu istiladan vazgeçer. Hem istilanın götürüsünün getirisinden fazla olması, hem de Ayleidlerin yaygın yaşadığı bu topraklara girmekten imtina ederler. Ama Birinci Çağ 242’de Cyrodiil’de yaşayan köle insan halkı olan Nedeler isyan eder. Ayleidler ile Nedeler arasındaki bu savaş Nordlar için büyük bir fırsattır. Hem insan akrabalarının özgürleşmesine yardım etmek hem de sınırlarını genişletmek amacıyla Nordlar Cyrodiil’i istila eder. İsyan sona erdiğinde Cyrodiil’in doğusundaki Nibenay bölgesinin büyük çoğunluğu Nord hakimiyetinde kalır. Nedeler ise Cyrodiil’in batı bölgesi olan Koloviya’yı yönetir.

Skyrim’in daha da batısındaki Ulu Kaya’ya av ve keşif partileriyle giren Nordlar burada yarı elf yarı insan Bretonlar ile karşılaşmış ve bunları elf sanarak katletmiştir. Gerçeği sonradan öğrenen Nordlar Birinci Çağ 246 tarihi civarlarında Ulu Kaya’nın en güney ucunda Daggerfall şehrini, sonra Camlorn şehrini kurmuştur.

Geriye son bir hedef kalıyordu: doğudaki Morrowind. Morrowind’de aşırı dindar elf Chimer halkı ve tanrı tanımaz elf Dwemer halkı yaşamaktaydı. Bu iki elf toplumu birbirinden sürekli nefret etmiştir. Nordlar bunu fırsata çevirip Morrowind anakarasını istila eder. Tüm bunlar yaşanırken geride kalan bir avuç ejderha ise dağların tepelerine ve dipsiz mağaralara çekilerek beklemeye başlar.

Cyrodiil, Ulu Kaya ve Morrowind’e genişleyen Nordlar böylece tarihte Nordların Birinci İmparatorluğu adı verilen devleti kurmuş olur. Seda gücü ve elf nefretinden enerjisini alan bu imparatorluğun ömrü ne yazık ki çok uzun olmayacaktır.

Yazıt 7

Kızıl Dağın Haykırıcıları pek mütevazılaştı
Jurgen Yelçağıran yedi yıllık meditasyonuna başladı
Kuvvetli Sedaların zayıflıklarını anlamaya çalıştı

Nord genişlemesini en son Morrowind’de bırakmıştık. Morrowind anakarası Nord hakimiyetine geçmesine rağmen ortadaki Vvardenfell adası henüz istila edilmemişti. Yedinci yazıtta ise Nordlar burayı da ele geçirmek için adaya çıkarma yapar. O zamana dek birbirine rakip olan Chimer ve Dwemer halkı, ortak düşmanlarına karşı birleşme kararı alır. Chimerlerin önderi Indoril Nerevar, ve Dwemer kralı Dumac’ın anlaşmasıyla Chimer-Dwemer birleşik ordusu, Nordlara Kızıl Dağ’ın eteklerinde ağır bir mağlubiyet yaşatır.

Seda sanatıyla önce ejderhaları dize getiren, sonra Skyrim sınırlarını aşıp ülkeleri fetheden Nordlar tüm kudretlerine rağmen Kızıl Dağ’da başarısız olunca tarihin akışı birden değişir. Aslında kaybedilen bu savaş çok da şaşırtıcı değildir. Ejderhalar seda gücüyle Nordlara zulmederken daha sonra insanlar bu gücü öğrenmiş, önce özgürlüklerine kavuşmuş, sonra da başkalarına zulmedenler kendileri olmuştur. Yani Nordlar bir zamanlar savaştıkları ejderhaların kaderini birebir yaşamış oldu.

Nord ordularının kudretli generallerinden Jurgen Yelçağıran bu mağlubiyetin etkisiyle askerliği bırakır. Ve yenilgilerinin sebebini aramaya koyulup, Ulu Hrothgar mabedini kuracağı yer olan Arz’ın Soluğu’na çekilir.

Yazıt 8

Sessizliği seçti Jurgen Yelçağıran ve geri döndü
On yedi muhalifin nidası onun karşısında söndü
Huzurlu Jurgen evini Arz’ın Soluğu’na götürdü

Sekizinci yazıtla beraber Nordların agresif genişlemesi yerini yavaş yavaş sakinliğe bırakmaya başlıyor. Kendi döneminin en güçlü nida kullanıcısı olan Jurgen inzivaya çekilip Kızıl Dağ’daki yenilgilerini sorgulamıştı. Kuvvetle muhtemel Arz’ın Soluğu’nda Paarthurnax ile karşılaştı. İsminin anlamı efendi, hırs ve zalimlik olan Paarthurnax kendi isminin doğasına meydan okuyup dinginliği seçmişti. Jurgen’e de aynı şeyleri öğretti. Nida sadece gerekli zamanlarda kullanılmalıydı. Ejderha Paarthurnax kendi meditasyonunu Jurgen’e öğretti ve ayrıca boynuzunun bir parçasını da hediye etti. Ejder boynuzları çok nadirdir ve büyük güce sahiptir. Bu boynuz öttürüldüğünde çıkan ses başka ejderhaları geçici olarak sağırlaştırabilir ve nidaları zayıflatabilir. Ama boynuzun sahibi olan ejderhaya karşı işlemezler.

Jurgen meditasyonundan döndüğünde nidayı yanlış kullandıklarını savunur. Nordlar ilk başta ona karşı gelir, ve on yedi tane nida kullanıcısı Jurgen’e karşı savaşır. Düelloda Jurgen hepsini teker teker savuşturur. Muhtemelen bunda Jurgen’in hem güçlü bir nida kullanıcısı olması hem de Paarthurnax’ın verdiği boynuzun etkisi vardır. Galip gelen Jurgen, Arz’ın Soluğu’nun tepesine bir tapınak inşa eder. Bu tapınakta tam anlamıyla gerçek nida kullanıcıları meditasyon yapacak ve güçlerini dünyevi amaçlar için kullanmayacaktır. Ve böylece Kırsakallar tarikatı kurulmuş olur.

Jurgen’in muhalifleri bertaraf etmesiyle onun nida konusundaki görüşleri Nordlar arasında yaygınlık kazanmaya başlar. Halk nidayı kullanmayı zamanla bırakır ve sadece Kırsakalların hatırladığı, masallarda anlatılan bir güç haline gelir.

Yazıt 9

Sessiz geçen onca yıl Kırsakallar tek bir ismi söyledi
Ulu Hrothgar ‘a çağırıldığında Tiber Septim bir delikanlı idi
Kutsadılar ismini ve ona Ejderdoğan denildi

Dokuzuncu yazıt ile beraber çağ atlıyoruz. Artık kadim Nordlar ve genişlemeci siyaset çoktan tarihin tozlu sayfalarında yerini almıştır bile. Kırsakallar ise aradan geçen yaklaşık üç bin yılda geleneklerini sürdürmeye devam etmektedir. Nida sadece Kırsakallar tarafından kullanılmaktadır. Ama aslında onlar bile kullanmazlar, çünkü sessizlik yemini etmişlerdir. Bu sessizliklerini ise İkinci Çağ’ın son asrında Tiber Septim için bozacaklardır.

O zamanlar Talos, sonradan Tiber Septim diye bilinecek olan asker, Falkreath kralının generalidir. Bir kuşatma esnasında Talos nida gücü kullanarak kale kapılarını devirir. Bir kaç gün sonra Arz’ın Soluğu’nda Kırsakallar Talos’un adını haykırarak zikreder. Talos’u Ulu Hrothgar ‘a çağırırlar ve ona burada nida kullanımının inceliklerini öğretirler.

Talos kadim seda sanatını öğrenince tam bir ejderdoğan olur. Onun Ulu Hrothgar ‘a çağrılmasından yaklaşık 650 sene sonra başka bir ejderdoğan aynı usulle çağrılacaktır. Ve bu kişi bizim Skyrim’deki karakterimizden başkası değildir.

Yazıt 10

Seda bir ibadet
Kutsal yolu takip et
Yalnızca gerektiğinde lafını et

Onuncu ve son yazıt ise Jurgen Yelçağıran’ın öğüdünü içerir. Bu ana kadar seda sanatının nasıl ortaya çıktığı, nasıl kullanıldığı ve artık ne şekilde kullanılmaya başlandığı anlatılmıştı. Adeta büyük güç büyük sorumluluk gerektirir diyerek, nidanın yalnızca ama yalnızca gerekli durumlarda kullanılması gerektiği anlatılır. Bu güç insanoğluna zulmetmesi için verilmemişti. O yüzden bu amaçla da kullanılmamalıydı. Kırsakallar gibi ibadet edilip meditasyon yolu takip edilmeliydi.

Bu yüzden gerçek bir Ejderdoğan, nidayı sadece Alduin’e karşı, yani asıl amacına yönelik kullanmalıdır. Şehirde muhafızlara ve tavuklara fus ro dah atarak kaos çıkarmamalıdır.

Faydalanılan kitaplar: